Kitap Ayrıntıları

Stok Kodu
:
9786059925792
Boyut
:
165-235-
Sayfa Sayısı
:
278
Basım Yeri
:
İstanbul
Baskı
:
1
Basım Tarihi
:
2022-12-29
Çeviren
:
Zekeriya Çelik
Kapak Türü
:
Karton
Kağıt Türü
:
Kitap Kağıdı
Dili
:
Arapça

Kur’ân’ın İ‘câzı ve Belâgat

Stok kodu: TK-8QVTYX
Yazarı
Yayınevi
Kur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolgösterici olmuştur. Öyle ki Râzî'nin bu eserinin olmaması durumunda Sekkâkî'nin el-Miftâh'ının belâgate dair üçüncü bölümünün o gördüğümüz kâmil şekliyle olmayabileceğini söylemek mümkündür.
Tahmini Teslimat
%0indirim
₺255,00
₺255,00
Sepete Ekle
Kur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolKur'ân'ın İ'câzı ve Belâgat Fahreddîn er-Râzî Belâgat ilmini bir ilim olarak ortaya çıkaran şey Kur'ân'ın i'câzı olmuştur. Zira nazma dayalı i'câz temellendirilirken bu husus, zamanla farklı ilim dalları içerisinde işlenegelen belâgat konularını bir çatı altında toplama fikrini ve böylece i'câzı kâmil bir şekilde sunma düşüncesini netice vermiştir. Bu açıdan belagat ilminin klasik dönemde ilimleşme sürecini büyük oranda i'câza borçlu olduğunu söylemek mümkündür. Belâgatin müstakil bir ilim olmasına giden süreci başlatan kişi ise “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz” adlı bu eseriyle Râzî olmuştur. Râzî bu eserinde, kendisinin de benimsediği i'câz yönü olan Kur'ân'ın nazm ve fesahatten/belagatten kaynaklı i'câz yönünü temellendirme, delillendirme ve ispat etmeyi hedeflemiştir. Tabii Râzî, bu eserinde Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı kitaplarını ihtisar etmesi hasebiyle bu hususta aslında Abdülkâhir Cürcânî'nin yolunu izlemiştir. Bilindiği üzere Abdülkâhir Cürcânî özellikle Delâilü'l-İ'câz'da nazmın/fesahatin mahiyeti üzerinde genişçe durmuş ve Kur'ân'ın i'câzını da onun fesahat/belagat yönünden en üst seviyede olmasına bağlamıştır. Râzî de Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz'ı okurken i'câz eksenli okumuş ve Cürcânî'nin eserlerini ve temel hedefini daha derli toplu, özlü ve mantıkî bir sistem ve bütünlük içerisinde sunmuştur. Dolayısıyla “Nihâyetü'l-Îcâz fî Dirâyeti'l-İ'câz”a Râzî'nin Cürcânî'nin Esrâru'l-Belâgat ve Delâilü'l-İ'câz adlı eserlerine yönelik bir okuması nazarıyla bakılabilir. Râzî'nin Cürcânî'nin eserlerine yönelik bu okuması da belagatin ilimleşme sürecini başlatmıştır. Zira, her ne kadar Râzî bu eserini -az önce ifade edilen- farklı bir sâikle yazmış olsa da, bu eser belâgat ilminin gerçek müessisi olan Sekkâkî'ye en büyük ilhamı vermiş ve belâgati sistematize edip müstakil bir ilim haline getirmede ona en büyük yolgösterici olmuştur. Öyle ki Râzî'nin bu eserinin olmaması durumunda Sekkâkî'nin el-Miftâh'ının belâgate dair üçüncü bölümünün o gördüğümüz kâmil şekliyle olmayabileceğini söylemek mümkündür.

Görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz.
Tevhid Kitap’da yer alan ürün yorumları, müşterilerimizin satın aldıkları veya kullandıkları ürünlere dair değerlendirmelerini içerir.

Hakaret, argo veya alaycı tavır içeren, fiyat bilgisi verilen, soru sorulan, link verilen, karşılaştırma yapılan yorumlar onaylanamamaktadır.

Bu kriterlere göre incelenen yorumlar, kısa bir değerlendirme sürecinden geçer, uygunsa onaylanarak ilgili sayfada yer alır. Değerlendirme süresi, yorumların geliş sıralamasına göre değişkenlik gösterebilir.

Kur’ân’ın İ‘câzı ve Belâgat, isimli ürünü arkadaşınıza tavsiye edebilir, düşünçelerinizi paylaşabilirsiniz.

Hata Bildirin

Ürünlerde fark ettiğiniz fiyat ve içerik yanlışlıklarında, Ürün Hata Bildir Ekranını kullanmanız genel olarak sözlü söylemlerden çok daha faydalıdır.

Sözlü bildirimler atlanabiliyor, fakat buradan yapacağınız bildirimlere tek tek bakılarak gereken düzenleme yapılmaktadır. Bu ekrandan yapılan bildirimler genel olarak düzenlenerek tüm kullanıcılara yansıtılması ve doğru bilginin sağlanması amaçlanmaktadır.

olmeden-once-mutlaka-oku
takim-eserler
takim-eserler

Tevhid Kitabevi sosyal medya hesaplarını ziyaret veya takip ederek gelişmeler, duyuru ve kampanyalardan haberdar olabilirsiniz.

sosyal medya
Whatsapp Destek